28.2.12

Kadın erkek ilişkisi üzerine

Diyorum ki, bir kadın ve bir erkek olsun. Kadın pek güzel, erkek pek yakışıklı. Birbirleriyle uyumlular, birbirlerini seviyorlar.


Beraber doyasıya gülebiliyorlar. Uzun zaman ayrı kalmak onlar için bir işkence.


Gelgelelim bir gün erkek (ya da kadın, ne farkeder ki), başka biriyle tanışıyor. O kadar sevecen, o kadar tatlı bir insan ki. İçine şüpheler hücum ediyor. Acabalarla doluyor kafası. Diğer taraf bundan habersiz, her şeyin eskisi gibi güzel gittiğini zannediyor. Pek mutlu, her şey yolunda, hayatının erkeğini bulmuş. Herhangi bir şüphesi yok. Onun için sevdiceği her şeyin üstünde. Onun için Roma'yı bile yakar.


Ama sevecen ve tatlı insanı aklından çıkaramayan erkeğimiz, onunla buluşmak istiyor. Ne olacak ki diye düşünüyor, alt tarafı bir kahve içeriz. Hem ya o daha iyiyse, benim için daha uygunsa ?


Aldatma önce zihinde başlıyor.


Kahve içiliyor, ama adamımız anlıyor ki, kendi sevdiceğini yerini tutamaz bu tatlı ve sevecen insan.. Hata yaptığını anlıyor, ama sevdiceğinin nasıl olsa haberi yok. Düşüncesi basit: Altı üstü bir kahve içtik, nolacak ki ?


Ama bir şeyler kırıldı, ilk yalan söylendi. Zannediyor ki, saklamak yalan değil. Kahve içmek, masum bir eylem. Evet, eylem belki gerçekten masum. Ama o kahveyi içtiren düşünce zinciri hiç de masum değil. İçinde bir farklılık var, belki de alttan alttan bir suçluluk duygusu.


Suçluluk duygusu mudur, yoksa başka bir şey midir, bilinmez; ama sonraki bir kaç gün sevdiceğinin daha da üstüne düşüyor; çiçekler, hediyeler, güzel sözler.


Sevdiceği bir yandan bu ilgiden memnun, bir yandan şaşkın. Bu ilgide doğal olmayan bir yan seziyor. Böylece şüphe kadına da sıçramış oluyor.


Erkek, doğal olmayan bu ilgi artışını suçluluk duygusu yatıştıkça normal bir seviyeye çekiyor farkında olmadan. Ama kadının içine bir şüphe yerleşmiş artık. Bu şüphe, onu adeti olmayan bir şey yapmaya yöneltiyor, sevdiceğinin mesajlarını okuyor gizlice:


"Saat 14:00, Kahve içelim"...


Hiç yorum yok: